üye girişi
 
şifremi unuttum
kaydol
sözlükte ara
forumda ara

devrimci sözlük araç çubuğunu yükleyin sitemize daha kolay erişin.

 
Gündem
 

sözlük son eklenenler
· Ozan Deniz Sarıtop - (...) (1)
· Ozan Deniz Sarıtop (1)
· sivilsözlük (1)
· mehmet topuz transferinde ülkücü pazarlı (2)
· (1)
· azad ziya eren (2)
· sisifos söyleni (1)
· Camillo Torres (2)
· Ahmed Arif (3)
· "Kürt Sorunu" (3)

forum son eklenenler
· Müttefikimiz çocuk öldürüyor
· Geç kaldınız gözüm!
· türksağı'ndan ilginç kampanya
· "kandan bayrak"a kadın tepkisi
· 14 yıldır faşizmde değişen bir şey yok
· 19 ocak'ta ne olmuştu?
· 38'den 2007'ye: inkar ve imhaya devam ed
· boğaziçi öğrencileri barış ve kardeşlik
· Aydın Türk kadını Sivilay Abla
· Kendinize göre ‘dizayn’ etti

giriş bekleyen konular
· lula da silva
· ricardo lagos
· michelle bachelet
· salvador allende
· plaza de mayo
· eva peron
· sandinistler
· sandinista
· fulgencio batista
· la historia me absolvera

<tüm giriş bekleyenler>

tavsiye ettiklerimiz

















Devlist || Devlistciler

Devsöz - devrimci sözlük - forum: Aydın Türk kadını Sivilay Abla
forum anasayfa     

Aydın Türk kadını Sivilay Abla

SİVİLAY ABLA, TARAF GAZETESİ, 13.12.2007

Gen Kardeşliği

Soru: Sivilay Abla, Geçen gün bir gazete Türklerin gen yapısıyla ilgili bir haber okudum. Araştırmaya göre biz Orta Asya'dan gelmemişiz. Genlerimiz Özbeklere değil Yunanlılara benziyormuş. Bu arada Kürtler ve Ermenilere uzak İranlılara yakınmışız. Şimdi ne olacak? Peki Orta Asya'dan gelmediysek nereden geldik. Biz kimiz? Yoksa kimlik krizine mi gireceğiz? Göster bize Siyasal Rehabilitasyoncu tarafını ablacım. (Rumuz: özGENtürk)

Cevap: Canım evladım! Bahsettiğin bu haberi araştırdım. Yemin ederim benim aklıma gelmişti, gerçekten. Avrupa'ya gittiğimde bana hep, "İtalyan mısınız? İspanyol musunuz?" derlerdi. En kötü "Yunansınız değil mi?" sorularına muhatap olurdum. Allah için bir gün de Türk olduğumu anlayan çıkmadı. Bu bilimsel araştırma imdadımıza yetişti. Yaşasın Türk-Yunan gen kardeşliği.

İşin iyi tarafını bir kenara bırakırsak; bu gerçek bir dizi sorunu da beraberinde getirecek. Örneğin;  Malazgirt Meydan Muharebesi kutlamalarını ne yapacağız. Kitapçılarda Türk Edebiyatı bölümlerinin başköşesinde yer alan Dede Korkut öykülerini "Dünya Edebiyatından Seçmeler" bölümüne nasıl kaydıracağız. İşimize geldiğinde Kürt-Türk kardeştir dediğimizde "Genler öyle demiyor ama" cevabı karşısında nasıl bir tavır takınacağız.  

"Şeriat geliyor, İran oluyoruz" diye vaveyla edenlere, "Yok kardeşim biz İranlılardan farklıyız" diyorken, "A-ha işte genlerimiz bile benzermiş" dediklerinde ne yapacağız.

Doğrusu ben de bu işin içinden çıkamadım. Biyolog arkadaşlar! Genlerimize 'kız sen Dünyanın neresindensin? ' diye soracağınıza, kansere çare bulsanıza.

Bana da Sor

Soru: Aydın Türk kadını Sivilay Abla,

Bugünlerde derin bir teessüf içindeyim. Tüm anketler, sosyolojik araştırmalar sadece başı kapalı kadınlar için yapılıyor. Neden bizim görüşlerimizi kimse sormuyor? Neden kimse bizi araştırmıyor? Çağdaş bilim insanları niçin bizi merak etmiyor? Lütfen bir şeyler yapın. Kendimi ikinci sınıf insan gibi görmeye başladım. Çağdaş kalın. (Rumuz: Bana sor!)

Cevap: Sorunun gelişinden senin de başı açık bir kadın olduğunu anlıyorum. Doğrusu bu soruyu erkekler de sorsa yeridir.

İstiklal caddesinin girişindeki gözaltı kremleriyle ilgili anketler hariç, bugüne kadar hiçbir anket için bana da soru sorulmadı. Çevremde ne kadar insan varsa hepsine sordum, onlar da aynı şeyi söyledi. Bunun nedeni türbanmış demek.

Sana diyeceğim o ki: Her gün gazetelerde, televizyonlarda kendini bir grafiğin eğrisinde ya da bir yüzdelik dilimin küsuratında görmek hiç imrenilecek bir şey değil. Açık olmanın kıymetini bil.

Erdoğan Teziç

Gelen mesajlara ve tepkilere bakılırsa Platonik Davet köşesi soru-cevaplardan daha ilgi çekiyor. Bunu duyan pek çok kişi platonik davete konuk olmak için bu yaşlı zihnime doluşmaya çalışıyor. Öyle bir kuyruk var ki sormayın.

Peki, bekleyen onca insan varken neden Erdoğan Teziç'i konuk ettim.

Erdoğan evladım hoş geldin! Seni konuk etmekte elimi çabuk tuttum. Çünkü üç gün sonra unutulacaksın. Başkanlığın süresince, güneş sisteminin üzerinde su ve hayat belirtisi olmayan yıldızlarından biri oldun. Sistemin sana çizdiği yörüngenin dışında ne bir icraatın ne de tek bir sözün olmadı. Belki kısa bir süre; 'Galatasaray Üniversitesi' nin öğrenci kantininde yemek yiyen, konuşurken yüzünde tatlı bir mahcubiyet ifadesi beliren tonton rektörü nasıl bu hale geldi?' sorusuna yanıt aranacak. Ancak, sorunun kısa ve net cevabı, uzun tartışmalara, kafa patlatmalara mahal bırakmadan yapıştırılacak: Burası Ankara.  

Evet, Ankara böyledir. Önce beyinlerimize birer çip yerleştirir ve bizi doğal hayatımıza bırakır. Hayat içinde; liberal, sosyalist, dinci, milliyetçi, muhafazakâr, cimri, ressam ya da utangaç şirinler olarak yaşayıp dururuz. Lüzum olduğunda bir ses bizi göreve davet eder. Bu sesi duyduğumuzda, o güne kadar uyuyan çip aktive olur. İşte böylece tonton rektör YÖK Başkanı oluverir.

Umarım; Gerontokrasi Hükümetinin Milli Eğitim Bakanı olmayı kabul etmezsin, Tuncay Özkan Mitingleri'nden yırtmak için sağlık raporu alırsın ve Nebil Özgentürk'ün "Hocam, sizin için Bir Yudum İnsan Belgeseli yapalım"   teklifini duyduğunda hemen kaçarsın. Dilerim uzun ve mutlu bir emeklilik hayatı geçirirsin.


### 16.12.2007 07:40:46 tarihinde güncellendi

alıntı yaparak cevapla


Ertuğrul'a Kalitesini Bozdurmayın! AAAA!

Sevgili okuyucularım ya da okumayıcılarım mı demeliyim. Pek sevdiğim bir gazeteci çocuğum geçen gün yüzü mahcup, yanıma yaklaştı. 'Sivilay abla, senin yazılarındaki espri dozu bizim millete yüksek geliyor. Bırak bu işleri, uzun bir tatile çık, gençlerin önünü aç' dedi. 

Kelimelerim benim mahremim. Bu kelimeleri peş peşe ekleyip bir yazı yazmak, bu yazının dizgi bölümünde elden geçip gazetenin sayfasına girmesi, sonra bu sayfaları birilerinin kontrol etmesi, ardından hiç tanımadığım adamların çalıştığı matbaalarda bu sayfaların çoğaltılması, dahası bu gazetelerin hiç binmediğim kamyonlarla bilmediğim yolardan geçerek, hiç gitmediğim şehirlerin bayilerine dağıtılması ve nihayetinde binlerce insanın elinde dolaşması benim için pornografik bir hikaye.

Bizim gazetede sürekli girintilerinden ve çıkıntılarından bahseden kızımın alanına gireceğim ama, yazı yazmak böyle bir şey ise, ağzın kokuyor diyen biriyle öpüşemem değil mi?

Şimdi söyleyin bakalım; Perşembeleri iple mi çekiyorsunuz yoksa ömrünün sonbaharını çoktan geçmiş, kara kışa girmiş bu ihtiyara son bir pastırma yazı yaşatmak için okuyormuş gibi mi yapıyorsunuz. Adresimi biliyorsunuz: sivilayabla@ gmail.com

 ***

Bir kanun maddesinin nasıl adam öldürebildiğine dünya gözüyle şahit olduğumuz bir günün yıldönümünü idrak edeceğimiz bir haftayı yaşıyoruz. Bu yüzden 301'le ilgili gelen sorulardan birini seçtim.

Soru: Sivilay Abla, son günlerde sürekli 301. maddeden bahsediliyor. Sayın Devlet Bakanı Cemil Çiçek Beyefendinin de dediği gibi Türk milletinin 301. madde diye bir sorunu yok. Bizim aş, iş, ekmek, geçim derdi sorunlarımız varken sürekli bu konunun hükümetin önüne getirilmesi yanlış değil mi? Efendim siz Paris'te Fransızlara hakaret edebilir misiniz? Hapis cezası yerine para cezası getirilecekmiş . Ne yani Türk'e küfretmenin tarifesi mi olacak. Parayı bastıran küfrü yapıştıracak öyle mi? Ben 301 kalsın istiyorum. Hatta 302, 302 S, 303 SL olarak da geliştirilsin diyorum, siz ne diyorsunuz? (Rumuz: Mercedes Haydar)

Cevap: Haydar oğlum, merak etme 301. madde kaldırılmıyor. Sadece yirminci yüzyılın son çeyreğine damgasını vuran bir işletmecilik yöntemi getiriliyor, 'outsourcing' , yani dış kaynak kullanımı.

Sistem şöyle işliyor. 301. maddeyi ihlal eden yazar-çizer takımına dava açılacak. Türklüğe hakaretten suçlu bulunacak ve para cezasına çarptırılıp serbest bırakılacak. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözüyle zaten kararını çoktan vermiş bir toplum için davanın açılmış olması da yeterli aslında. Bu aşamadan sonra devletin zaten çok kısıtlı kaynaklarını harcamaya lüzum yok. Hapishanelerde yatacak yer yok. Düşünce suçu var diye de dünyanın başımıza ekşimesine mahal vermeye de gerek yok. En temizi işi dış kaynaklara havale etmek.

Bir bebekten soğukkanlı bir katil yaratılmasının tüm evrelerinden başarıyla geçmiş bir oğlan çocuğu bulunup, cebine de bir tabanca konulur. Böylece ne hukuk sistemimizin üzerine kan sıçrar ne de hakaret edenin hakareti yanına kar kalır.

Hatta 'Önce cuma namazını kıldım, sonra çektim vurdum' diyecek birini bulmak çifte kavrulmuş lokum gibi olur.

Bu arada benim de 301'cilere ihbarlarım olacak. Derhal haklarında işlem yapılsın.

Yurtdışına seyahate gidip, dönüşte "Şekerim kimse Türk olduğumu anlamadı. Herkes İtalyan mısınız? Yunanlı mısınız? dedi" diyerek bu durumdan iftihar edenler.

'Türk'ün aklı sonradan gelir', 'Türk'ün aklı ya kaçarken ya s.çarken gelir' türü atasözleri sık sık kullananlar.

'Efendi', 'Musa'nın çocukları' gibi, memlekette ne kadar önemli insan varsa Türk olmadıklarını, Yahudi, Ermeni ya da dönme olduklarını yazan kitapların müellifleri.

GORA filminde,  Türklerin Aksaray'a inen uzay gemisindeki robota bile tecavüz ettiğini gösteren Cem Yılmaz.

Türkleri; orasını burasını kaşıyan, birbirine pandik atan, duvarlara işeyen adamlar olarak gösteren Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu filmi.

Bir İngiliz takımından sekiz gol yiyerek Avrupa basınında bilumum hindi esprisi yapılmasına yol açan Beşiktaş Futbol Takımı.

'Türkler 100 Dolara dinlerini satıyor' diye kıyameti koparan misyoner avcıları.

Ben de yetkilileri göreve davet ediyorum. Milyonlar 301'i ihlal edip duruyor. Yok mu durumdan vazife çıkaracak bir savcı.

Platonik Davet

Ertuğrul'a Kalitesini Bozdurmayın! AAAA!

Bugünkü konuğum, Normalleri Belirleme Enstitüsü Müdürü Ertuğrul Özkök'ü fena halde kızdıran Perihan Mağden.

Perihan kızım, niye böyle yapıyorsun. Ertuğrul çalışıyor, didiniyor size ekmek vermek için gecesini gündüzüne katıyor. Bir taraftan; Normalleri Belirleme Enstitüsü Müdürü olmanın sorumlulukları nı yerine getirmeye gayret ediyor, kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyor. Sen ise sürekli kalitesini bozdurmaya çalışıyorsun.

Şekerim illa ki birilerine hakaret etmek istiyorsan sen de Yılmaz Özdil ve Bekir Coşkun gibi geniş halk kitlelerini dene. Onlar sana karşılık veremez. Ertuğrul'un da dengesini bozmamış olursun.

Dr. Sivilay Abla
Ruh ve Sivil Hastalıkları Mütehassısı
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı

alıntı yaparak cevapla


 1  
 

bu site en iyi  opera web browser ile 1024*768 çözünürlükte görüntülenmektedir